SAVAŞ ZAMANINDA ANNE BABA OLMAK

                Son 15 yılda doğan çocuklar dünya genelinde savaşa dâhil olmayan bir ülke görerek büyümediler. Çocukların çoğunluğu savaşlardan ve şiddetten belli oranda uzakta büyüse de, bu, çocukların farklı mecralar yoluyla savaş görüntüleri görmeyecekleri ve ailelerin bu gerçeği göz ardı edebileceği anlamına gelmemektedir. Zira savaş ve travmatik olayların genellikle medya yoluyla öğrenildiği bir dönemde, gelişmiş iletişim imkânları sonucu çocukların kendilerini bu tarz olayların içinde bulmaları az rastlanan bir durum değildir.  

                Bu yazımızda soru cevap şeklinde kriz zamanlarında anne baba olmaya ve çocuklarımızla bu konuları nasıl konuşacağımıza değineceğiz. Çocuklarımızın bu konuları konuşmaya hazır olup olmadıkları, onları nasıl etkin bir şeklde dinleyebileceğimiz ve nasıl sorular sormamız gerektiği gibi konularda yapılan açıklamalar ve örnek soru kalıpları yazımızın ana fikrini oluşturacak.

                Savaş, terör ve afet durumlarının yetişkinler için bile travmatik etkilere sahip olduğu dünyamızda, bu konularla ilgili çocuklarmızla aramızda iletişim kanallarını açık tutmanın önemli olduğunu hatırlatır çalışmamızın faydalı olmasını dileğiyle iyi okumalar dileriz.

 

REHBERLİK BİRİMİ

Çocuğumun savaş ve yıkım gibi zor konuları konuşmaya hazır olup olmadığını nasıl anlarım?

                Pek çok çocuk bu konuları güvendikleri yetişkinlerle konuşmayı tercih ederler. Bu yaşlarda çocuklar genellikle gerçek olayları kendi yaşamlarına bağlayarak yetişkinlere anlamsız gelen korku ve düşünceler tecrübe etmeye başlarlar. Bu korku ve düşüncelere, yanlış anlaşılmış bilgiler eşlik eder. Tüm bunların bir araya gelmesi sonucu çocuk, bu konulardaki korkularını ve düşüncelerini yetişkinlerle paylaşmak istemez ve içine kapanır. Kabus ve korkutucu düşüncelerin eşlik edebileceği bu dönem yetişkinleri harekete geçmeye davet eden bir işarettir. Şayet çocuğunuz, size anlamsız gelen korku, kabus ve kaygı sergiliyorsa, artık bu konuları konuşmaya ihtiyaç duyuyor demektir.

Konuyu nasıl açmalıyım?

            Bu konudaki en önemli husus dinlemek ve gözlemektir. Konunun uzmanları tarafından yapılan çalışmalar göstermiştir ki çocuklarla bu konuları bir televizyon haberi ya da olay üzerine bilgilendirici bir üslupla konuşmak doğru değildir. Çocuklar hazır olmadıkları bilgilere muhatap bırakılmamalıdır. Bunun yerine konuyu çocukların kendiliğinden gelişen soruları ve yorumları üzerine inşa etmek ve konuşmanın içeriğini onların yönetmesine müsade etmek daha doğrudur.  Şayet çocuk bu konularda herhangi bir soru sormuyor, ancak anne-baba bu konunun konuşulması gerektiğini düşünüyorsa konu ''Suriye diye bir yer duydun mu?'' gibi daha genel sorular sorarak açılabilir ve çocuğun cevaplarına göre konu derinleştirebilir.

Bu tarz konuları konuşmak çocukları korkutmaz mı?

                Şayet çocuğu dinler ve söylediklerine destekleyici bir şekilde cevap verirseniz hayır, korkutmaz. Çünkü bahsi geçen duygu ya da olay ne kadar korkutucu olursa olsun, bu duygu ya da olayı reddederek çocuğu bu duygu ve olaylarla tek başına yüzleşmek zorunda bırakmak daha korkutucudur.  Zira böyle bir durumda çocuk yaşadığı tüm zor duygulara ek olarak bir de yalnız kalma korkusu yaşayacaktır. Ancak güvendiği bir yetişkinle soru- sorunları paylaşabilen çocuk (özellikle okul çağı çocukları) yanlarında kendilerine yardım etmeye hazır bir yetişkin bulunduğunu hissedecek ve pek çok sorunla daha kolay şekilde baş edebilecektir.

Peki ya çocuğum bu konuları hiç gündeme getirmezse ne yapmalıyım? Sadece beklemeli miyim yoksa yapabileceğim bir şey var mıdır?

            Bazı çocuklar ailesini ya da öğretmenini üzmemek için, bazıları bu konuları konuşmaktan korktuğu için bazıları da bu konularda herhangi bir endişe taşımadığı için bu konuları gündeme getirmeyebilirler. Yetişkinlerin bu durumda yapması gereken şey çocukların bu konuyu konuşmaya hazır duygulara sahip olup olmadığını anlamaktır. Bu konularla ilgili endişesi olan ancak konuşmaya cesaret edemeyen çocuklara ayrıca dikkat etmek gerekir. Bu çocuklara ''Dünyada yaşanan zorluklarla ilgili sen ve arkadaşların neler düşünüyor olabilir?'' gibi genel sorular sormak konuyu açmak için iyi bir soru olabilir. Bu soruların cevapları ne olursa olsun dinlemenin anahtar etken olduğu unutulmamalıdır.

Çocuğumun endişelerini dinlemek bana yeterli gelmiyor. Acaba kendi duygularımdan da bahsetmeli miyim?

                Karşılıklı duygu paylaşımı faydalı olsa da bunu yaparken çocukların, yetişkinlerin endişeleri ve korkuları altında ezilmemesine özen gösterilmelidir. Aksi takdirde yardım etme gayesi taşıyan konuşma, çocukta yeni sorular ve korkular uyandırabilir. Bir diğer olası problem ise kendini, kendi duygu ve düşüncelerini anlatmaya kaptıran yetişkinler çocuklarının duygu ve düşüncelerini paylaşmasına yeterince müsaade etmemesidir. Bu tarz bir konuşma, çocukların kendi duygularını yeterince konuşmasına izin vermemekle sonuçlanır. Bunun neticesinde yetişkinler kendilerini çocukları yerine konuşurken, çocukların henüz sormadığı sorulara cevap verirken ya da çocuklara gerekli olmayan bilgiler verirken bulabilirler. Tüm bu yan etkilere dikkat eden yetişkinler, çocuklarını dikkatle dinledikten ve onların tüm sorularına cevap verdikten sonra çocukları korkutmayacak şekilde kendi duygularını paylaşabilirler. Ancak bu paylaşımın nasihat edici değil destekleyici ve güven verici olmasına dikkat edilmelidir. Bu şekilde yapılan duygu paylaşımı çocuğa ''Bu duyguları yaşayan tek kişi ben değilim'' duygusu verecek ve güvende olduğunu hissettirecektir.

Çocuğumu en etkin ve verimli şekilde nasıl dinleyebilirim?

               Çocuğunuza onu dinlediğinizi hissettirmek ve söylediklerini onun bakış açısından yorumlamak en önemli etkendir. Söyledikleri ne kadar mantıksız-tutarsız gelirse gelsin, bunların çocuğun duygularının dışa vurumu olduğu unutulmamalıdır.

            Ailelerin ve öğretmenlerin bildiği üzere çocuklar her zaman hislerini anlatmanın doğru yolunu bulamayabilirler ya da söyledikleri şeyleri gerçekten kast etmemiş olabilirler. Bu noktada söylediklerini daha anlaşılır kılmak için ''Bu söylediğin çok ilginç, bu konudan biraz daha bahseder misin?'' ya da ''Bununla ne demek istiyorsun?'' ''Ne zamandır böyle hissediyorsun?'' gibi sorular çocukları yargılamadan konuşturmak için faydalı sorulardandır.

                Şayet çocuk düşüncelerini ifade etmekte hala zorlanıyorsa, çocukların fikirlerini yeni bir şey katmadan özetlemek ve endişelerini onlara yansıtmak iyi bir fikir olabilir. Örneğin, '' O kişinin kötü biri olduğunu ve insanlara kötü şeyler yaptığını duydun ve bunun doğru olup olmadığını mı merak ediyorsun?'' , ''Gerçekleşen bu olaydan dolayı korkuttuğunu mu söylüyorsun?'' ya da ''O şehirde yaşayan çocuklar için endişeli olduğunu mu söylüyorsun?'' gibi sorularla çocuğun duygu ve düşüncelerini özetleyerek yansıtmak, çocuklara kendi düşüncelerini netleştirmek konusunda yardımcı olur. Tüm bunlara ek olarak çocukların söylemediği sözlere odaklanmak da iyi dinlemenin bir parçasıdır. Jest ve mimiklerin, değişen yüz hareketlerinin, el işaretlerinin, beden duruşunun, ses tonunun da duyguları ifade etme yolu olduğu unutulmamalıdır.

                Son olarak çocuklar, anlattığı duygu ve düşünceler yetişkinler tarafından onaylansın isterler ve buna ihtiyaç duyarlar. Bu yüzden ''Anlattıkların seni üzmüşe benziyor, bunun için ben de üzgünüm'' gibi destekleyici bir cümle, çocuklara, söylediklerinin sadece normal ve anlaşılabilir olduğunu değil aynı zamanda çocuğa onun yanında olduğunuzu hissettirir.

Peki ya çocuğum bu konularda konuşmak istemezse ne yapmalıyım?

            Şayet çocuğunuz sorduğunuz açık ve net sorulara aynı açıkla cevap vermiyor ve belli konularla özellikle ilgilenmek istemiyorsa onları zorlamayın. Eğer çocuğunuz bu konuyla gerçekten ilgilenmediği için konuşmak istemiyorsa, belki de henüz bu bilinci kazanmak için erken yaştadır. Diğer çocuklar içinse duygularını ifade etme aracı olarak konuşmaktan daha eğlenceli-farklı yollar denenmelidir. Bu yollar resim çizmek ya da kurşun asker gibi oyuncaklarla oyun oynamak şeklinde olabilir. Son olarak çocuk korktuğu için ya da yetişkinlerin onun duygularını anlayabileceğinden şüphe duyduğu için bu konuları konuşmak istemeyebilir. Özellikle genç yetişkinler, ailelerinin farklı düşündüğünü bildiği konularda bu hassasiyeti daha fazla taşıyıp kendi içlerine kapanabilirler. Çünkü yetişkinlerin kendi düşüncelerini onlara empoze edecekleri kaygısı taşırlar. Bu tarz düşüncede olan genç yetişkinler, güven üzerine kurulu ve ikna değil anlama temelli bir iletişime ihtiyaç duyarlar. Bu gibi durumlarda konuyu açmak için ''Arkadaşların ile Suriye'de olan konuları konuşuyor musun? Bu konudaki görüşlerini gerçekten merak ediyorum.'' gibi bir giriş cümlesi tercih edilebilir.

                Ek olarak, çocuğun konuşurken, oyun oynarken ya da resim çizerken verdiği fiziksel sözel ve psikolojik sinyallere dikkat edilmelidir. Bunun yanı sıra özellikle günlük hayatta kendini gösterebilecek uykusuzluk, iştahsızlık, stres, kendini geri çekme, ya da öfke gibi durumların çocuğun yaşadığı travmanın dışa vurumu olabileceği unutulmamalıdır.

Çocuğumun bu tarz konular hakkında hissedeceği duygular ile nasıl başa çıkabilirim?

                Çocukları en fazla zorlayan duygular kendi gelişim dönemleriyle alakalı duygulardır. Ana sınıfı ve ilkokul çocukları için bu duygular ayrılık ve güvenlik ile ilgiliyken ortaokul öğrencileri için adalet ve başka insanları düşünmek ön plana çıkmaktadır. Daha büyük kişiler içinse etik ve ahlaki konular daha çok gündeme gelmektedir.  Çocukların söylediklerini dikkatli bir şekilde dinleyerek bu duyguları ona yaşatan nedenlere bakmak ve bu nedenleri hedef alarak konuşmak çok önemlidir. Örneğin çocuğun güvenlik kaygısının olduğu durumlarda ona güven vermek başlıca amaç olmalıdır.

               Bazı çocuklar askeri raporlar, askeri silahlar ve teknikler ile ilgili olabilirler. Bu tarz durumlarda ayrıntılara odaklanmak yerine kim kazandı kim kaybetti gibi net sorular sorarak çocuklar için durum basitleştirilebilir.  Bunun yanı sıra konuya bilim, teknoloji ve mühendislik açılarından bakarak hem çocuğun merakı giderilebilir hem de çocuğun ilgisi başka alana çekilebilir.  

Gerçekleri olduğu gibi söylemek doğru mudur?

                Yetişkinlerin, direkt olarak konuya girip konuyla ilgili bildiği her şeyi ve tüm gerçekleri olduğu gibi anlatmasının en doğru yol olmadığı aşikârdır. Konuyla ilgili direkt bilgi vermek yerine önce yanlış bilgi üretimi soucu ortaya çıkan yanlış anlaşılmalar düzeltilmelidir. Böylece öncelikle yanlış bilginin çocuk üzerinde ortaya çıkardığı duygusal baskı ortadan kaldırılabilir. Örneğin okul öncesi çocukları televizyonda gördükleri olayların, görüntü her tekrarlandığında yeniden yaşandığını ve oradaki insanların aynı acıları tekrar tekrar yaşadığını düşünebilirler.  Bu yüzden bu tarz olayların sadece bir kez yaşandığını söylemek bile bu yaş grubu için rahatlatıcı olabilmektedir.

                Ancak ''Canlı bomba nedir? Terörist kime denir?'' gibi farklı konu ve zamanlarda da sorulabilecek sorular net, basit ve kısa cevapları hak ederler. Ancak çocuğunuzun söyleyemediği, alttan alta hissettiği farklı duygular olduğunu düşünüyorsanız açık uçlu sorular sorarak konuyu açmasını isteyebilirsiniz. Bu gibi durumlarda çocuğun soruları tek tek cevaplanmalı, çocuğun vereceği cevap bitmeden yeni soruya geçilmemeli ve çocuğun sormadığı konularda o hazır olmayana kadar bilgi verilmemelidir.

                Ne olursa olsun ''Savaş bittiğinde ne olacak ya da Anne babasız kalan çocuklar nereye gidecek'' gibi sorulara cevap vermek her zaman kolay değildir. Bu yüzden çocuklara bu tarz sorulara herkesin farklı cevapları olabileceğini söylemek ve başkaları yerine kendi duygu ve düşüncelerine odaklanmak için ''Sen ne olacağını düşünüyorsun? '' gibi bir soru sormak çocuğu, olaydan ziyade kendi düşüncesine odaklayacaktır.

Ben geleceğe dair umutlu değilken çocuğumu nasıl güvende hissettirip rahatlatabilirim?

                Yetişkinlerin kendi ve ülkelerinin geleceği için endişeleri olması doğaldır. Ancak yetişkinler bu tarz düşüncelerini çocuklara kabul ettirmeye çalışmamalıdır. Bu durumda yetişkinler kendi duygu ve düşüncelerini çocukları yerine kendisi gibi düşünen diğer yetişkinlere açmalı ve sosyal destek aramalıdırlar. Unutmayın! Siz rahatsanız çocuğunuz rahat olur. Siz kaygılı olursanız çocuğunuz da kaygılı olur. Bu yüzden bir yetişkinin bir çocuğu rahatlatmasının ilk adımı öncelikle kendisini rahatlatmasıdır.

Çocukların savaş görüntülerini izlemesi normal ya da sağlıklı mıdır?

                Son yapılan çalışmalar göstermiştir ki savaş görüntüleri izlemek çocuklar üzerinde travmatik etkiler ortaya çıkarabilmektedir. Bu yüzden günümüz şartlarında bunu tam manasıyla sağlamak zor olsa da çocukların savaş görüntüleri izlemesi elbette mümkünse engellenmelidir. Ancak yaşadığımız coğrafya gereği çocukların bu tarz görüntülere maruz kalması ve bu görüntüleri merak etmesi normaldir. Bu yüzden anne babalar çocuklarının yaşı ve olgunluğuna göre bu konuda çocuklarını korumaya almalı ve bu tarz görüntülerin izlenmesini minimuma indirmelidir. Bunn yerine de (şayet çocuk çok ısrar ederse) çocukla görüntüler üzerinden değil, fikirler ve nedenler üzerinden bu konular konuşulmalıdır.

Peki ya çocuğum şiddet içerikli sahneleri izlemekten keyif alıyorsa ne yapmalıyım?

                Savaş görüntülerinin medyada veriliş tarzı nedeniyle bazı çocukların bu tarz görüntüleri izlemekten keyif alması sıkça karşılaşılan bir durumdur. Özellikle 10-14 yaş arası genç yetişkinlerin bu tarz görüntülere ayrı bir ilgisi olabilir. Genç yetişkinler bu görüntüleri bir spor müsabakası gibi izleyebilirler ve bu görüntülerin onları nasıl etkileyebileceğini düşünmezler. Ancak bu görüntüleri fazlaca merak eden ve izleyen çocuklar bir süre sonra insanların duygu ve kaygılarına karşı hissizleşebilirler. Özellikle oynanan savaş oyunları neticesinde de oyun ile gerçek arasındaki ayrımı kaybedebilirler. Bu durumda çocuklara bir bilgisayar oyunu ile televizyonda gördüğü gerçek savaş görüntüleri arasındaki benzerlik ve farklılıkların neler olduğu gibi basit sorular sorulabilir. Şayet çocuk benzerlik ve ayrımları yaparken fiziksel unsurlara odaklanıyor ve duygusal unsurları (gerçek acıları) göz ardı ediyorsa yaşına uygun hikâye, şarkı, şiir gibi savaşın daha genel bir konseptte ele alındığı eserlere yönlendirilebilirler. Ancak ilk adımın bu görüntüleri izlediği kaynaklara olan erişimi kesmek olduğu unutulmamalıdır.

Peki ya çocuklar aşırı korku emareleri gösteriyorsa? (kâbus, takıntı vs.)

                Aşırı endişe gösteren çocuklarla normal derecede endişe gösteren çocuklarla nasıl iletişim kuruluyor ise o şekilde iletişim kurulmalı ve çocuğun duyguları anlaşılmaya çalışılmalıdır. Ancak bu çocuklar için yaşadıkları korku ve endişeyi kelimelere dökmek hem onlar hem de yetişkinler için daha zor olabilir. Şayet böyle bir durum söz konusuysa çocuğa dışarıdan bakabilecek bir uzmana danışmak en doğrusudur. Bunun yanı sıra bu korku ve kaygının nedeni olabilecek kaynaklar ile çocuğun bağlantısı kesilmeli ve çocuk yaşına uygun oyun ve aktivitelere yönlendirilerek dikkati başka yöne kaydırılmalıdır. 

Bazı gençlerin şiddetin faillerine yönelik duyduğu öfke ile nasıl başa çıkabilirim?

                Korkutucu olayların faillerine karşı öfke hissetmek son derece olağan bir tepkidir. Genellikle öfke, hissedilen pek çok duygunun karmaşık bir dışavurumu, adeta buzdağının görünen kısmıdır. Bu duygu karması genellikle korku, iğrenme, şok, üzüntü, çaresizlik, suçluluk ve umutsuzluktan oluşmaktadır. Bu durumda derinde yatan ve öfkeye yol açan birincil duyguyu bulmak için bu duyguları çağrıştıran sorular sorulabilir. Örneğin ''Yaralanan insanlar için bir şey yapamıyor olmak sana kendini nasıl hissettiriyor? '' gibi bir soru çocuğun çaresizlik hislerini anlamak için uygun bir soru olabilir.

Şayet çocuğum bu konula ilgili bir şey yapmak isterse onu cesaretlendirmeli miyim?

                Savaş ve doğal afetlerle ilgili haberleri izleyen çocukların bu konuda eyleme geçmek istemesi son derece kabul edilebilir bir tutumdur. Ancak bu eylem suçlulara zarar vermeyi değil,  mağdur insanlara yardım etmeyi hedef almalıdır. Bu yüzden genç yetişkinleri daha çok yardım faaliyetleri üzerinden eyleme geçirmek en uygunudur. Bunun yanı sıra protesto, el ilanı gibi yollarla da duygularını ifade etmek isteyen genç yetişkinlere izin vermemek için hiçbir neden yoktur. Çünkü doğru yolla eyleme geçmesine müsaade edilen çocuk hem bir şey yapmanın verdiği memnuniyeti yaşar hem de konuyla ilgili doğru bir bilinç geliştirir.

Savaşlarla dolu bir dünyada yaşadığımız bir gerçek ve ben çocuğumun bunu bilmesini istiyorum. Konuşmaya nasıl başlamalıyım?

                Şiddet ve savaş ile ilgili bilgi vermek isteyenlerin yapacağı en doğru şey bunu sistemli bir şekilde yapmaktır. Bunun için üç temel soruyla konuşmaya başlamak en faydalı yöntemdir. Savaşla ilgili ne bildiğini düşünüyorum? Savaşla ilgili ne biliyor (kendi cümleleriyle) ve hangi konularda soruları olabilir? Bu tarz sorular genel bir bilgi düzeyi inşa etmek için yeterlidir.

İlkokul çocuklarına savaşın ne olduğunu öğretmeli miyim?

                İlkokul çağındaki pek çok çocuk zaten savaşın ne demek olduğunu biliyordur. Bu yüzden savaş ile ilgili açıklamaları, tanımlar yerine etik ve dini unsurlar üzerinden yapmak daha doğrudur. Bunun için çocuğun aile üyeleri, arkadaşları ve öğretmenleri ile konuşmaya teşvik edilip bilgi toplaması sağlanmalıdır. Böylece çocuk konuyla ilgili farklı görüşlerden oluşan bir bilgi havuzu oluşturur ve kendisine güven veren bir ortamda konuyla ilgili fikir sahibi olur.

Öğrenme sürecinde özellikle bahsedilmesi gereken konular var mıdır?

                Örneğin günümüz Ortadoğu krizlerinden bahsederken (yaşça büyük çocuklara)

a) Ortadoğu'daki dinamikler, bölgenin tarihi ve bölgedeki ülkelerin Türkiye ile olan ilişkileri b)- Bölgedeki tehtidlere karşı ülkemizin verdiği karşılık c) Ülkemizin verdiği bu karşılıkların ahlaki, dini ve etik boyutundan bahsetmek konunun anlaşılmasını kolaylaştıracaktır.

Son olarak

                Bu konular üzerine yapılan konuşmalar bir defalık konuşmalar olmayacaktır. Sorunlar, afetler ve savaşlar devam ettiği müddetçe çocuklar bu konularla ilgili sorular sormaya devam edeceklerdir. Bu yüzden en önemli konu çocukları anlamak için dinlemek ve onlara yalnız olmadıklarını hissettirmektir. 

 

Okulumuz Hakkında

Maltepe İmamet Hitabet ve İlmi Araştırmalar Vakfımız, kurulduğu günden bugüne ilime, bilime ve insanlığa hizmet edecek tohumlar saçmaya, onları yetiştirmeye ve ülkemizin ve dünyanın her yerine bu tohumlarla güzellikler yaymaya gönül vermiş bir vakıftır. “Her kademede eğitim” şiarıyla yola çıkan vakfımızın eğitim kompleksinde 2011-2012 eğitim ve öğretim yılında anaokulu olarak başladığımız özel okul çalışmalarımıza, 2013-2014 öğretim yılında ilkokulumuzu, 2016-2017 öğretim yılında da ortaokulumuzu açarak devam ettik. Rabbimize şükürler olsun ki çalışmalarımıza, sevdası çocuklar olan bir eğitim kadrosuyla, geleceğe milli ve manevi değerlere sahip hayırlı bir nesil yetiştirmek duası ve gayretiyle devam etmekteyiz.